Emre Belözoğlu, Fenerbahçe’ye dönüyor!

Fener OL kampanyasında ne kadar toplandı? 22.05.2019

Futbolda şike davasını onayan Mesut Kundakçı’ya 12 yıl hapis cezası

Ali Koç’tan hakem isyanı: “Bu düzen kurgulanmış”

Söylesene Ali başkan bu nasıl Fenerbahçe?

YAZAR5 29 Nisan, 15:42'de eklendi

Karabasan nedir?

Türk Dil Kurumu: Sıkıntılı ve korkulu düş, kâbus.

Fenerbahçelilerin sözlüğünde: Spor Toto Süper Lig’de Fenerbahçe’nin oynadığı her maçın genel adı.

2015 yılından sonra Çüneyt Çakır’ın ilk defa Kadıköy’de yönettiği maç nedense Trabzonspor maçına rastlıyor. Bu fırsatı kendince iyi kullanan Çakır, güdümlü kartları ile birlikte gelmiş maça. Ev sahibi avantajını hiçbir şekilde hissettirmemesinin yanında bulduğu her fırsatta eli cebinde koştu oyuncularımızın yanına. Nitekim, sonunda Sadık Çiftpınar acemiliğinin kurbanı olarak 71. dakikada ikinci sarı karttan kırmızı kartı görerek takımımızı 10 kişi bıraktı. Sezon başından beri hakem hatalarının önüne geçen vasat bir oyun oynadığımız için, yapılan hakem hatalarını ve haksızlıkları konuşabilecek bir konumumuz yok maalesef. O yüzden bu bahiste yalnızca bunları söylemekle yetiniyorum.

Gelelim maça…

İlk düdük öncesinde iki takımın teknik heyeti ve oyuncu grupları arasında samimi bir görüntü vardı. Futbolda görmek istediğimiz ve ihtiyacımız olan hareketlerdi bunlar. Sevindirici bir gelişme… yapılan açıklamaya göre maçı 38.943 kişi izledi. Acaba diyorum, Ali Koç başkan bunca kötü gidişata rağmen bu taraftar hala neden stadı dolduruyor diye hiç düşünmüş müdür? Sayın Koç anlamalı, ne başkan ne yönetim ne de futbolcular takımın sahibi… Bu takımın asıl sahibi biz taraftarlarız.

Hızlı oynamak ile aceleci oynamak arasındaki ince çizgiyi aşıp eli ayağına dolaşan bir Fenerbahçe vardı sahada. Sanki şampiyonluk yarışındaki rakibimiz maçını kazanmış ve bizim averaj kazanarak onların önüne geçmemiz gereken bir maça çıkmışız gibi telaşlıydık. Bu anlamsız telaş bize ne oyun kurdurdu, ne de üç pası üst üste yaptırdı.

Zaten Ersun Yanal’ın çıkarttığı hiçbir 11 bu sezon tutmadı. İkinci yarıda oyuna yaptığı müdahaleler ile batırdığı takımı kurtarmaya çalıştı.

Bizim telaşlı ataklarımızın nihayete ermemesi, Trabzonspor’un iyi hazırlandığı çok açık şekilde belli olan kontra ataklarına kapı araladı. Yediğimiz her kontra atakta faul yaparak durdurmak zorunda kaldık. Bu müdahaleler gittikçe sertleşti ve sarı kartlar art arda geldi. Fenerbahçe, mahallenin güdük çocuklarından oluşan bir takım gibi bu sezon. Moral bulmak isteyen mahallenin abileri toplanmış, güdük takım sayesinde hoşça vakit geçirmişler gibi… Bizim yarı alanımızda rakip takım oyuncuları o kadar rahat pas yaptılar ki, sanki Trabzon sokaklarında yürüyüşe çıkmışlardı.

Trabzonsporlu Rodallega, bulduğu her fırsatta kaleye şut çekerek takımımızı yeteri kadar huzursuz etti. 12. Dakikada Ayew’in kaptırdığı top, kalemizde gördüğümüz kontra atağa dönüştü. Şansını deneyen yine Rodallega oldu ve vuruşu direkten döndü. Açık açık gol geliyorum demesine rağmen, hiçbir karşılık vermedik olan bitene… Maçın 16. Dakikasına geldiğimizde ise ders niteliğinde bir gol yedik. Defansımızın ne yapmamasından tutun, rakip takım oyuncularının nasıl pozisyon alması gerektiği, pasın direkt ayağa nasıl gönderileceği ve havadan gelen topa nasıl ve hangi şiddetle vurulması gerektiğine kadar uzun uzun anlatılmalı.

Bireysel performanslardan bahsetmek istemiyorum ancak Zajc hakkında bir şeyler söylemeden edemeyeceğim. Yahu adam topa koşuyor, müdahale etmekten korkuyor. Ayağında top var, omuz omuza mücadele ederken yıkılıyor. Rakibe faul yapmak üzere kasıtlı koşup vuruyor, kendisi yıkılıyor. Oyunda hiçbir katkısı yok ama Ersun Yanal 56 dakika oyunda tutuyor. Yazık. Zaten, Zajc ve Ayew oyundan alınırken tribünler ıslıklayarak protesto etti her iki oyuncuyu da.

İkinci yarıya baskılı başladık ama kaptırılan her top ve sonuçlanmayan her atak kalemizde büyük tehlikeler oluşturdu. Trabzonspor dersine iyi çalışmış. Savunmada ne kadar başarılı oldularsa, gerçekleştirdikleri ataklarda da bir o kadar tehlikeli oldular. Zajc’in yerine Valbuena’nın girmesi takım kalitesini ve hırsı artırdı. 61. dakikada gelişen atakta Valbuena’nın topu direkten döndü. Artık işler bizim için iyiye gitmeye başlamıştı.

Maçın 76. dakikasında Mehmet Topal çok müsait olduğu halde yaptığı kafa vuruşu, içimizden bir parça koparırcasına dışarı gitti. Ardından 83. dakikada Eljif’in muhteşem füzesi kaleci Uğurcan’ın üzerine gelmese muhteşem bir gol olacaktı.
87. dakikada Hasan Ali ters ayağı ile bir füze daha gönderdi ama yine kalecinin üzerine… Uğurcan gerçekten şanslı günündeydi.
90. Dakikada Valbuena’nın pasında kaleciyle karşı karşıya kalan Dirar sadece topu değil, bütün umutlarımızı dışarı attı.
Kırmızı kart yediğimiz ana kadar oynamadığımız oyunu, 10 kişi kaldıktan sonra oynadık. Bulduğumuz pozisyonları ise alelâde kullandık. Özellikle dikkatimi çeken hususlardan biri de, Soldado’nun top alabilmek için çok fazla gerilere gelmesiydi. Yahu iyi kötü bir forvetimiz var, o da orta saha oyuncusu gibi oyun kurmanın peşinde. Niye? Çünkü adama top gelmiyor. Oyun kuracak bir beyin yok takımda da ondan.

Nihayet, onurumuzu kurtaran gol…. Dakika 90+7, serbest vuruş kararı verilmiş. Topun başında atom karınca, Valbuena… Artık son pozisyon. Kalecimiz Harun dahi ceza sahasına girmiş. Valbuena öyle akıllıca bir orta açtı ki; pozisyonun içindeki Eljif dokunsa da gol olacaktı, dokunamadı yine gol oldu… Öyle bir orta açtı yani. Nihayetinde istatistik Kadıköy’de devam etti.

Not: Volkan Demirel artık Türk Futbolundan acilen el çektirilmeli!

Biz artık bıktık, bunaldık ve çok yorulduk. Her hafta aynı. Memnuniyetsizliğimizi daha fazla nasıl anlatabiliriz? Gelecek sezon da Ersun Yanal ile şekillenecekse bizim işimiz gerçekten çok zor. İnşallah yanılırım ama, aynı teknik ekip önümüzdeki sezon da devam ederse bu konuştuklarımızdan farklı bir şey konuşamayacağız.

Hani verdiğin sözler, o güzel günler nerede?

Söylesene Ali başkan bu nasıl Fenerbahçe?

 

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapın.