Nasıl da özlemişiz lige üst üste galibiyetlerle başlamayı… 6 haftalık fikstür gözümüzü korkutsa da, geçen sezondan üzerimizde kalan ölü toprağını attık çok şükür. Geçen hafta aldığımız farklı galibiyet sonrası, “ skor aldatmasın, rakip çok zayıftı” baskısıyla hazırlandık Medipol Başakşehir maçına. Ligin ikinci haftasına yine tornistan bir stoper olan jailson ile çıkma endişesi, sağ bek İsla’nın sürpriz bir şekilde sakatlanması, orta sahayı güçlendirememiş olmamız, Moses’in yokluğu ve Vedat’ın alternatifi bir santrafor henüz almamış olmamız… Takımın eksik  yanları olarak  değerlendirilebilir.

Maçı Başakşehir Fatih Terim Stadyumunda takip ettim. Sezonun başında çıplak gözle takımımızı izlemek, daha net değerlendirmeler yapmak için iyi bir fırsat oldu. Geçen sezonun şampiyonluk yarışındaki en büyük favorisi M. Başakşehir’in takım gücünden bir şey  kaybetmeden yoluna devam ediyor olması, ligin hemen başı olması nedeniyle tam olarak algılanamasa da, belki de şampiyonluk için kazandığımız 3 puanın değerini katlıyor diye düşünüyorum. Bu Söylediğimi sezon sonunda daha net anlayacağımız kanısındayım. Hele ki, Galatasaray’ın dün akşam kendi sahasında 2 puan bırakarak, puan farkının 5’e çıktığını hesaba katarsak…

Başakşehir maça ev sahibi avantajını kullanarak baskılı başlamak istedi. Okan Buruk, Fenerbahçe’nin en zayıf noktası olan stoper tandemini bozguna uğratacak bir oyun ile ataklarını geliştirme çabasındaydı. İleri uçtaki Crivelli bu anlayışın baş aktörü oldu oyunda kaldığı müddetçe. Jailson iyi niyetli oynasa da, gerçek bir stoper olmadığı için rakip takımın bu girişimleri doğru neticiler verdi. Crivelli Jailso’u neredeyse canından bezdirdi. Hatta attığı gol sonrası Jailson şöyle düşündü: ”Sayın Comolli, al artık bir stoper!” Allah’tan Zanka gibi gerçek bir stoper vardı destek olan.

Defans hattını bir kez daha hatırlatmak gerekirse; sol bek Dirar, stoperler Jailson ve Zanka, sağ bekte Ozan Tufan… Rakiplerin iştahını kabartan bir geri  dörtlü gibi görünüyor.

Bu noktada, kadroda yer alan Sadık, hiç utanmıyor mudur acaba? Gerçek mevkiisi stoper olan bir oyuncu bu yoklukta takımda kendine yer bulamıyorsa, ne zaman oynar acaba? Kimse sormuyor mu Sadık’a bunu? Ersun Yanal’ın tercihi diyerek konuyu kapatmak, durumu hafife almak gibi geliyor bana. Yönetim Ersun hocaya, Sadık’da kendisine sormalı mevcut şartlarda bile neden kadroya giremediğini…

Peki bunca olumsuzluğa rağmen zorlu  oyunda galibiyeti getiren ne oldu? Fenerbahçe geçen sezonun  aksine, gerçek bir takım oldu. Giden ve gelen oyuncularla birlikte takım kalitesi üst seviyeye getirildi. En önemlisi, aktif futbol hayatının son dönemlerini yaşayan Emre’nin takıma kazandırdığı ruh! Yönetimin, teknik ekibin kendi çabasıyla direkt olarak etkili olamaycağı bir noktada doğru bir yönetim hamlesiyle kazanma hırsı, mücadele edecek itici güç katıldı takımımıza. Artık karakterli bir Fenerbahçe var. Kruse transferi de takımın yolunu bulmasında önemli bir etken. Ozan Tufan’ı da yeni transfer kategorisinde değerlendirebiliriz. Gerçekten çok çalışmış, o eski halinden eser yok şimdi… Bu azmi devam ederse, Avrupa’dan çok takım kapımızı çalacaktır Ozan için. Deniz Türüç Moses’in yokluğunda yakaladığı fırsatı şuan  için iyi değerlendiriyor; ama bu oyunu ile Moses’ten formayı alması zor. Oyununu bir tık daha yukarı taşırsa Moses’in 11’deki yeri garanti olmaktan çıkacaktır.

Fizik olarak ligin üstünde olduğumuzu düşünüyorum. Maçın son dakikasına kadar pozisyon arayan, baskı yapan ve ayakta kalan takımımız görünen o ki, birçok mücadeleyi yine son dakikasına kadar kovalayıp galibiyet golü bulacaktır. Yani artık, ‘bu saatten sonra gol olmaz’ diyerek maç yayınını kapatmayacağız.

Ferdi Kadıoğlu iki maç, 1 gol bir asist. Çoğumuz ilk 11’de oynamalı diye düşünüyoruz ama bence biraz daha zamana ihtiyacı var. Fizik kalitesini takımın seviyesine yükselttiği an, ben de bağıra bağıra Ferdi ilk 11’de başlamalı diyeceğim.

Geçen Sezon boyunca sadece 2 gol atan Dirar, bu sezon ilk iki maçta bu sayıyı yakaladı. İstatistikler yükseildikçe, şampiyonluğa olan inancımız kesinlik kazanıyor…

Rize’deki aslan, Fenerbahçe’deki gol makinesine dönüştü

Küçük takım golcüsü diye Fenerbahçe’ye transfer olmasını küçümsemeye çalışanlara, Vedat attığı birbirinden güzel gollerle cevap veriyor. Oyun içindeki hırsı,sahada ayak basmadık yer bırakmaması, bitmek bilmeyen enerjisi ve güçlü fiziği ile uzun yıllardır golcü sorunu yaşayan takımımızın derin bir nefes almasını sağladı. Artık gol atmadığımız çok az maç olacaktır. Rakip takımın defansı eminim ki Vedat’tan çekinerek oynayacak Fenerbahçe maçlarını. İki haftalık görüntüden sonra öztle söylemek gerekirse: “Oh be, dünya varmış!”

* Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır.