Daha önce de başımıza geldi, bu ilk değil ve görünen o ki; son da olmayacak…

Neden mi bahsediyorum? Milyonlarca taraftarın günlerdir heyecanla muhteşem bir görsel şov olmasını beklediği, 113 ülkede 19 farklı dilde yayınlanan Galatasaray-Fenerbahçe derbisinden bahsediyorum. Oynanmadan önce çok fazla gürültü koparan, camialar arasında sert demeç trafiğinin yaşandığı bir sürecin sonunda oynanan sıkıcı, kısır bir 90 dakika…

Galatasaray’ı çok defa kendi sahasında bu kadar tutuk gördük. Malum, son 5 yıldır TT Arena’da yenilmiyoruz. (Artık 6 yıl oldu diyebiliriz) Bizim de üretken olmadığımız derbilere şahit olduk.

Dün akşam oynadığımız derbinin, son yıllarda oynadıklarımız arasında çok daha farklı bir anlamı vardı. Şampiyonluk parolası ile başladığımız sezonda, biz şamiyon olacağız diyorsak, sezona nispeten daha iyi başlamış isek ve rakibimiz de bizden bu  kadar çekiniyorsa; ne yapıp edip maçı önde tamamlamamız gerekiyordu. Ersun Yanal bana kalırsa söylediklerine kendisi de inanmıyor. Eğer inanıyor olsaydı, pusuya yatmak yerine, bu haldeki rakibini yenmek için elinden geleni yapardı. Bana kalırsa yine yanlış bir kadro seçimi ile sahaya çıktı. Kanatsız sahaya çıkıp, kanat oyunu oynamaya çalışmak tavukların uçmaya çalıması gibi bir şey… Oyunda yaptığı değişiklikler de zaten malumunuz… Üzülerek söylüyorum ki Ersun Yanal büyük maçların hocası değil… Maçtan sonra Ersun Yanal yaptığı açıklamada “izleyenler keyif almıştır” dediğine göre sanırım benim de bunu söylemem yanlış olmaz.

Oyunun ilk 20 dakikasında Galatasaray’a resmen top göstermedik. İlk şutlarını 21. dakikanın sonunda atabildiler. Oyunun hakimi olarak başladığımız maça, skor üretemediğimiz için Galatasaray’ı da ortak etmek  zorunda kaldık. Zaten bundan sonrası da kör dövüşü… Maç orta alan mücadelesi şeklinde, keyifsiz ve hatta bazı dakikalarda sıkıcı olarak devam etti. Nihayetinde izleyenleri yoran bir oyun son buldu.

Ersun Yanal için deplasmanda bundan fazlasını beklemiyorum; ancak Kadıköy’de oynayacağımız derbilerde de bu şekilde bir Fenerbahçe olursa sahada, çok başka şeyler söylüyor olacağım.

Kavgasız, maçın kaderini değiştirecek hataların olmadığı, oyunun çok fazla durmadığı ve hatta bir oyunun olmadığı bir derbiyi geride bıraktık. Hakem Cüneyt Çakır ve ekibi mümkün olduğunca eyyamsız, zor durumda kalmadan, nispeten temiz bir maç yönetti.

 

ASIL KONUŞULMASI GEREKENLER;

 

-Başkan Ali Koç Türk Telekom Arena deplasmanına gidecek olan Fenerbahçeli taraftarların otobüslerine binerek iyi yolculuklar dilemesi…

-Derbide hiç kavga gürültü olmayışının nedeni Fatih Terim ve Hasan Şaş’ın olmayışı.

-Başkanımız Ali Koç’un oğlu Kerim Rahmi Koç’un derbiyi deplasman tribününde izlemesi…

-Max Kruse’nin seremonide Milli Marşımızı söylemesi…

 

*Listeyi uzatmak isteyenler lütfen yorum yapsın…

* Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır.