Ana sayfa YAZAR3 Kendi kendini yenmelisin!

Kendi kendini yenmelisin!

65

Topa sahip olma planı doğrultusunda defans orta sahadan fazla topla oynuyorsa uygulamada sorun var demektir.

Futbolcularımızda ortasaha ve hücum bölgesinde rahatça pas yapabilecekleri bir pozisyonda arkadaşları varken dahi geriye ya da yana dönüyor.

Kendi kendimize neden diye sormuyor değiliz. Aykut Kocaman’ın istediğini anlamıyorlar mesajı yanlış yorumluyorlar ya da ürküyorlar başarısız olma hata yapma endişesi ile aralarında amaçsızca çevirmeyi tercih ediyorlar.

Malesef tüm rakipler farkında en alt seviyedeki takımlar bile stoperlere basmakla meşgul.

İkinci çıkmaz orta sahalar da gelip o topu almıyor onlar da mı kabına tıkılmayı riskli oyuna tercih ediyor. İlerde yoklar geride ilk topu çıkarmak için de yoklar hücumları erken kesmek için de doğru pozisyonda değiller.

Bu nedir biliyor musunuz? Bunun tam tabiri herhalde virüs… hızla yayılan takımı solduran yavaş yavaş ölüme götüren virüs.

Transferler teknik direktör değiştirmenin işe yaramayacağı noktadır.

Geçen sezon insanüstü yük üstlendi Kocaman ve kamuoyunun önüne atılan tek adamdı. Bu 3 Temmuz’un uzantısı olarak kurgulanmış ligde TFF hakemler ve medya ile uğraşan püskürtüp takımını koruyan sadece oydu ne futbolcular ne de teknik direktörün bir sezon daha manevi ağırlığı taşıması beklenemez.

Şuanki durumu açıklamak gerekirse ilk resmi maç olan Vaslui maçında neredeyse geçen sezon ki pek çok maçtan daha gergindiler.

Aykut Kocaman’ın ilk ve geçen sezonunun ilk yarısı da en büyük problemi kafasında taktiksel anlamda net olmamasıydı şeklinde konuşuluyor istikrarı engelleyecek kadar fazla değişikliğe gidiyor fakat kimi zaman idealistliği gerçekçilikten uzaklaştığı için kağıt üstünde doğru görünenler sahada sonuçsuz kalabiliyordu ve bunları genel olarak ligin 2. yarılarında aşmış durumda. Şu an tekrar çıkmazda gibi sporcular koçlarının fikirlerinde tereddüte düştüğünü hissederse onlar da aynı rüzgara kapılır kimse emin olamaz özgüvenini kaybeder ve kaybettikçe risk almaya korkar korktukça kendisini geri çeker paslarında-ileri çıkış ve geri dönüşlerinde-kaleye vuruşlarında kararsızlık yaşar sonucunda topu ıskalayacaktır boş kaleye atamaz hale gelecek ve boş adama pası uzatamaz durumunda olacaktır. Ne yapacağına karar vermekle uğraşırken rakip alıp topu gider eğer özgüvenini yitiren bir takımın geriye düştüğü maçlarda ayağa kalkma karakteri sergilemesi imkansızdır oyun içinde dönemsel baskılar kursa da skoru lehine çeviremezse süreklilik sağlayamaz. her maçta her dakikasında bıçağın ucundaymış gibi yaşar. Kendisine bahaneler üretip kolaya kaçar fakat bahanelerinde ardı arkası kesilmez. Zemin, hava koşulları, sezon başı, takım arkadaşının hareketlenmemesi gibi. Tabii bahaneler arttıkça sorumluluktan kaçma derecesi artar.

Futbolcuların performanslarının tek tek aşağıya doğru ivme kazanması sözde kondüsyon eksikliği temposuzluk ve buna benzer yukarıdaki sorunların ürettiği belalardır ve bunlar sunidir.

Risk almayan futbolculardan kurulu bir ekip asla kazanamaz ve bu ekibi yönetmek çok zor bir hale dönüşür yani teknik direktör istediklerini uygulatamaz maçların öncesinde yapılan analizler ve taktik konuşmalar ek olarak stratejiler bir kulaktan girip öbüründen çıkar ve saha içi hakimiyetiniz azalır.

Durum şöyle tarif edilebilir belkide; öğrencinin ruh halinde vicdan azabı yüzünden kendisini uykusuzlukla cezalandıran can havliyle konuları ezberlemeye çalışan ama bunu yaparken çok iyi bildiği şeyleri dahi unutan öğrenci gibiler.

3 Temmuz mimarları eski taktiklere döndüler ve hedefleri Fenerbahçe geleneklerini kaşımak son bir kaç haftadır Aykut Kocaman aleyhine üretilen haberler basın toplantılarında artan kışkırtıcı sorular dedikodular tek çözüm teknik direktörü göndermekmiş kanaatini yerleştiriyor kamuoyu ikna ediliyor yöneticiler de bu şekilde alıştırılıyorlar.

Tabi ki çözüm değil bunun ispatı da futbol ve Fenerbahçe tarihidir. Artık değişimler anlık öfke krizleriyle değil planlama ile sağlanır.

Fenerbahçe mevcut ekiple kendi içinde sorunu rahatlıkla çözebilecek noktada iken hem teknik ekibin hem de kadronun potansiyeli olan Fenerbahçe sırtından beslenen düzeni bozup dışına çıkmadı ve haksız rekabet ortamında debelenmeyi tercih etti sonra saha içinin esas mücadelesini kuvvetlendirecek araç olduğunu unutmamalı.

Elbette abluka derin ahtapot gibi sarıyorlar hemde her noktadan. 3 Temmuz bitmedi ve yargıtay ayağına da yükleniyorlar bu bir yıl tutuklu kalan insanların toparlaması kolay değil üstelik ceza onanırsa tekrar hapise girme ihtimali var operasyon amaçlarından birine ulaşmış oldular ve insanları yönetici olmaktan kaçırmak hatta korkutmak ve tabi ki gözdağı…

Tabi yaşananları anlıyoruz. Aykut Kocaman’ın üzerinden yükü alıp kafasındaki tereddütleri gidermesi için nefes alanı yaratmalılar. Teknik ekipten futbolculara yönetimden başkanına herkes birbirini dürüstçe eleştirmeli ve burada görev alanlarını ihlal etmeden gerçekçi olarak medya palavralarına kanmadan!

Fenerbahçe yönetimi her şey normale dönmüş gibi davranmamalı davranamaz. 3 Temmuz’a hizmet eden medya ile ilişkilerini hiçbir şey olmamış gibi takvimleri 2 Temmuz 2011’e çekemez sabırlı ve soğukkanlı hareket etmek şart ama yolu tamamen suskunluktan geçmiyor ve bu durum kamuoyu önünde sessiz kalarak haklılığını ve mağduriyetini sansürleyen düzene meydanı bırakarak süreci tersine çeviremez.

3 Temmuz psikolojik harptir. Taraftar sokakta hastane hatta adliye önündeydi fakat öbür yönden baktığımızda futbola ayırdığı zamanının neredeyse tamamını mahkemede UEFA CAS iddianameye harcarken aniden hayatından bu kısım gitti şimdi en azından yüzdesi çok azaldı boşlukta sarılacağı ilk şey de saha içi olacaktır ki bir yıldır öfke acı biriktirdi nefreti boşaltacak yer olmadığı için odağı iç çekişmelerden uzaklaştırıp moral verilmez takıma kusması engellenmezse o kusmuk denizi evladını yutar.

* Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır.