5 dakikada okuyabilirsiniz.

Bilginin olmadığı yerde doğru bilinen yanlışlar ve yanlış bilinen doğrular olur.

Bunu nasıl test edersiniz; girdiğiniz sınavlardan aldığınız sonuçlarla.

Hep aynı şeyi deniyor ve başaramıyor ya da istikrar sağlayamıyorsanız bir yerlerde yanlış yapıyorsunuz demektir.

Bunu değiştirmenin, düzeltmenin de tek yolu vardır; bildiğinizi sandığınız doğruların gerçekten doğru olup olmadığını sınamaktır.

İnsanımızın maalesef bilgiye dayanmayan fikri vardır ki bunu çoğunlukla arzuları, beklentileri, inançları besler; tamamı gerçek değildir.

Geçen sezonun ilk haftalarında şöyle bir cümle kurmuştum;

Telafi edilmeyecek bir kayıp değil, yeterki Cocu bildiğinden, inandığından taviz vermesin.“(*)

Buradaki kritik konu bildiğiydi.

Size doğru bilinen yanlışa bir örnek söyleyeyim; “futbol iyi futbolcularla oynanır.

Burada bir doğruluk payı olduğubu söylemeliyiz ancak diğer taraftan gerçeğin önemli bir bölümünün üzerini örten bir dogmaya dönüştüğünün çoğunlukla farkına varamıyoruz.

Nedir bu? Modern futbol gerçeği.

Fenerbahçe’nin futbolcu kalitesi son yıllarda hiç vasatın altına düşmedi.

Belirli dönemlerde eksikliğini duyduğu futbolcuları oldu ancak bu Türkiye ortalaması alındığında telafi edilmesi mümkün bir sorundu.

Herhangi bir dönem Fenerbahçe’nin, Yeni Malatya, Kayserispor, Alanyaspor veya Rizespor’dan daha düşük kalitede olduğuna inanıyorsanız buradaki sorun takım değil, sizin bakış açınızdır.

Veya;

Fenerbahçe’nin aldığı sonuçların sizde yarattığı bir öfke patlamasıdır.

Bu bakış son yıllarda Fenerbahçe’nin hem gündemini belirlemeye başladı hem de peşi sıra hatalar yapmasına da neden oldu.

Yeri geldiği için söyleme ihtiyacı duyuyorum; son zamanlarda futbolcusunu yuhalayan, ıslıklayan, tepki gösteren bir taraftara dönüştü Fenerbahçe topluluğu.

Dahası bunun doğru olduğunu savunan Fenerbahçeli (s)akil adamlar ortaya çıktı.

Neresinden bakarsanız bakın modern spor olayının içinde yer almayan bir tutumdur.

Pazartesi gecesi Alanyaspor Fenerbahçe’yi futbolcu kalitesinin daha iyi olması sayesinde yenmedi.

Fenerbahçe geçen sene futbolcu kalitesinin eksikliği yüzünden uzun süre düşme hattında gezinip, ligi 6. sırada tamamlamadı.

Fenerbahçe, öncelikle Cocu’ya bildiğini yapacağı bir ortam veremediği için başarısız oldu.

Cocu doğru tercih midir değil midir bu çok ayrı bir tartışma konusudur; ancak bir yerlerde başarılı olmuş teknik adamın bilgisi olduğunu önkabul olarak görmemiz gerekiyor.

2017-18 sezonunu tamamlayan Fenerbahçe’nin 3 temel eksiği vardı; hepsi sol ayaklı olmak kaydıyla bir sol kanat beki, orta saha ve forveti.

O takım ligin ikinci yarısında bir futbol oyun bilgisini sahaya yansıtacak ve sonuç alacak bir seviyeye gelmişti.

Ancak dönemin rüzgarı neredeyse kadronun tamamını değiştirme yoluna gitti.

Tam da doğru bilinen yanlışa örnek bir yönetim anlayışıdır.

Fenerbahçe bu sezon da o anlayışı kaldığı yerden sürdürdü. Çünkü artık yeni bir takım yaratma sürecine girilmişti.

Bu sene yapılan transferlerin planlanmış bir futbol aklı çerçevesinde doğru olduğuna inandığımı da söylemeliyim.

Bir sene önce eksikliği duyulan iki yere transferler yapıldı ancak en önemli yer eksik kaldı; sol bek.

Fenerbahçe’nin bir futbol aklı ya da oyun planı var mıdır? 

Bu sorunun cevabını sahada aramamız gerekiyor. Kuşkusuz öncelikle sahaya çıkan kadroya bakmak…

Bu soruya herkesin kendine göre cevabı olabilir, madem bu bir köşe yazısı ve ben yazıyorum, görüşüm; Fenerbahçe topa sahip olma düşüncesi ve kaliteli ayaklarıyla rakibe futbolunu kabul ettirmeye çalışıyor.

Ancak bunu yaparken oyuncu seçimleri, saha içindeki yerleşim ihtiyaca ve günün koşullarına göre sürekli değişiklik gösteriyor.

Galatasaray geçen sezona başlarken stoper eksikliğini oyun bilgisi stoper olan genç bir oyuncu ile doldurdu ve henüz yarısına gelmeden de o oyuncuyu Almanya’ya sattı.

Fenerbahçe üç sezon önce aynı mevkide bulunan genç oyuncusunu yanlış planlamayla değerlendirememesi yüzünden elinden kaçırdı. Bu oyuncu şimdi Juventus kadrosunda ve Milli Takımın stoperi oldu.

Yıllardır yanlış yönetildiği bakış açısı ve değişim ihtiyacıyla Fenerbahçe’de geçen sene yönetim değişti; yeni gelenin fikri tam da bunu değiştirmeyi gösteriyordu.

Ama olmadı, yine yapamadı.

Fenerbahçe Alanyaspor karşısına Jailson’u stoper olarak kullanma ihtiyacıyla çıkıyorsa burada bir sorun var demektir.

Bir maçta üç yanlış devşirme tercihlerin üçü de hata yapıp gole sebebiyet veriyorsa orada oyun bilgisinden önce takım kurgusunun sorgulanması gerekir.

Ve bir başka soru; Ersun Yanal elindeki üç stopere neden güvenmiyor? 

Sahadaki dördüncüsünü de çıkardığına göre aslında hiçbirine güvenmediği gerçeği ile karşı karışıya kalıyoruz.

Bakın burada da kritik bir detay var; orjinal yeri stoper olan Zenka’nın yaptığı hata ile Jailson’un yaptığı ya da yapacağı hatalar aynı terazide değerlendirilemez.

Ersun Yanal hatalara bakıp Zenka’yı çıkarmak yerine orta alandan bir oyuncu çıkarıp, Jailson’u orta alana Gustava’nın yanına çekip, kulübedeki üçlüden birini sahaya sürmüş olsaydı teknik adamlık yapmış olurdu. İşte o zaman bir oyun bilgisinden söz edebilirdik.

Oysa o tamamen tersini yaptı ve maçın son yirmi dakikasını pısırık, üretemeyen, korkak bir takıma dönüştürdü.

Modern futbol aklı oyunu takım kurgusu üzerinden okur, futbolcu hatasından değil. 

Ligin ikinci haftasında puan kaybeden Cocu ile bir sene sonra Alanyaspor karşısında başta takım kurgusu ile puan kaybeden Ersun Yanal’ı aynı argümanlarla değerlendirmek ve eleştirmek mümkün olabilir mi?

Ersun Yanal’a dünyanın en iyi stoperini teslim ettiğinizde o takımı Ersun Yanal mı oluşturmuş olacak yoksa taşlar kendiliğinden yerli yerini mi bulacak?

Yerli yerini bulan bir kurguda hele Türkiye ortalamaları gözönüne alındığında takıma oyun planını Ersun Yanal mı vermiş olacak yoksa kaliteli ayakların yarattığı beceri mi?

İşte Türkiye’nin en temel sorunu burada düğümleniyor.

Alanyaspor’un teknik direktörü elindeki kadroyu takımın ortalamasına göre eğer ligin üst sıralarında tutabiliyorsa teknik direktörlük katkısı sağlıyor demektir. Tıpkı geçen sene Yeni Malatyapor’u Avrupa’ya kadar taşıyacak örnek olduğu gibi.

Bunun başka örnekleri de var kuşkusuz ancak dile getirmeyelim.

Fenerbahçe’de elbette su yolunu bulacaktır. Öğrenilmiş bir ders olursa önümüzdeki senelerde tekrarlara gerek kalmayacaktır.

Öğreniyor muyuz?

Mesele bu.

(*) https://uzaygokerman.org/2018/08/18/cocunun-kafasini-karistiran-etkenler/

 

 

* Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır.