3 dakikada okuyabilirsiniz.

Sn. Ersun Yanal’ın bize Fenerbahçe’nin büyüklüğünü anlatmaya çalıştığı bir haftayı daha geride bıraktık.

Rakip lig lideri DG Sivasspor du. Maçın zorluk derecesini Ersun hoca hariç herkese biliyordu anlaşılan.Sivassporun gole gidecek ayakları, nasıl oynadığı 14 hafta boyunca herkes tarafından görülmüş ancak görmesi gereken kişi tarafından görülmemiş ve önlem alınmamıştı.

Maça geldiğimizde Fenerbahçe bildiğimiz Fenerbahçe idi.

Ne yaptığını bilmeyen, defans/hücum çıkışını beceremeyen, ligin en kaliteli golcüsü Vedat’ a top taşıyamayan, kanatları çalışmayan, kadrosunda 11 orta saha oyuncusu olup, H.Ali’nin yokluğunda 1 tane yedek solbeki olmayan, kısacası bir araya gelmiş arkadaş topluluğunun halı sahada oynamaya çalıştığı gibi oynayan bir takım hüviyetinde idi Fenerbahçe.
Oyuncular birbirine tutacağı adamı işaret ediyor, Emre ne yapıyoruz dercesine kenara bakıp çözüm arıyordu. Oyuncular yetenekleri dahilinde sahada bir şeyler yapmaya çalışıyor, sonuç yine bir deplasman hüsranı oluyordu doğal olarak.

Haftalardır bu köşelerde anlatmaya çalıştığımız teknik ekip sorununu Sn.Başkan da sonunda anlamış olacak ki maç sonu futbolcu sakatlıklarından şikayetini dile getiriyordu.

H. Ali Kaldırım ın haftalardır sakat olduğu halde oynatıldığını, Emre’nin kırık yada çatlak kaburga ile oynadığını, Vedatın yırtık bağlar ile bandajla sahaya sürüldüğünü yazmıştık.

H.Ali gibi antrenmanlarda sakatlanan Moses, Isla ,Dirar, Erten, Kruse, Mevlüt, Rami, Zajc tan sonra maç içinde darbe almadan çapraz bağları kopan Sadık’ın  sakatlanmasının tek bilimsel açıklaması yanlış antrenman metodu olduğu gün yüzüne çıkmış oldu.
Buna haftalardır formsuz olan ve ilk gelen topa kalesini açan Harun ve Altay’ın da ne kadar çalıştırıldığını sizler ekleyebilirsiniz.

Teknik, taktik, oyun planı olmayan takıma birde disiplinsizlik eklenince saçma sapan görülen iki kırmızı kart işin tuzu biberi oldu.

Maç sonu, maçtan dahada ilginç şeyler izledik.

Kazanılan ve kaybedilen puanlar sonrasında ya istatistik yada Fenerbahçe’nin büyüklüğünden bahseden Ersun hoca bizi yine şaşırtmadı.Kendine maç ile ilgili sorulan sorulara FENERBAHÇE’nin büyüklüğünden bahsederek cevap verdi hoca. Bu da gayet doğal aslında çünkü ne konuşulacak bir oyun var, ne verilecek cevap.

Sn.Başkan ise alınacak radikal kararlardan bahsetti.
Peki bu kararlar ne olabilir. İki yılda gelen, giden 30 a yakın oyuncu, yanlış kadro mühendisliği, tweeter ve bir tribün gurubunun isteğine göre getirilen yanlış teknik direktör var ortada.
Umarım alınacak karar yada kararlar yine tribün gurubu ile istişare edilerek veya tweter fenomenlerinin paylaşımlarına bakılarak alınmaz.

Fenerbahçe hızla sıradan bir Anadolu kulübü olma yolunda ilerliyor ve bunun tek sorumlusu Kazım Ersun Yanal değil.
Geçmiş ile hesaplaşma adına eldeki kadroların bozulması, teknik ekipten, tercümana kadar değişime gidilmesi.Liyakat ile kulüpte bulunan birçok kulüp çalışanın işlerine son verilmesi, EuroLeauge’e ambargo koyan basketbol takımının hali ve daha niceleri.

Hiçbirimiz günah keçisi aramıyoruz.Ortada ciddi bir vaka var ve bunun sorumlusu başkanından, oyuncusuna, taraftardan, malzemecisine herkes.
Şahsi kanaatim başkanın alacağı en radikal kararın Genel Kurul a gidip yönetimini yeniden oluşturması, biat değil liyakate göre yeni bir yönetim kurması, özellikle daha önceki dönemlerden kulüp yönetiminde tecrübeli insanların tecrübelerinden faydalanılması ve kulübün tek adam sistemine göre yönetilmemesidir.

Umarım alınacak karar yada kararlar bir an önce alınır ve gelecek sezonlar da son iki sezon gibi hayal kırıklığı ile geçmez.

Lakin camia artık bahane değil icraat bekliyor ve kimsenin sonsuz kredisi yok.Burası Fenerbahçe.
FENERBAHÇE TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK KULÜBÜDÜR

Saygılar sevgiler

* Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır.