Süper lig de bir haftayı daha geride bıraktık, yine konuşulamayan tek şey futbol du Fenerbahçe adına.

Maç önü ve maç sonu çok ilginç açıklamalar vardı.

Yayıncı kuruluşun maç önü röportajlarında mikrofon uzatılan Ferdi’ye süre alamaman hakkında hoca ile görüştümü sorusuna Ferdi hoca ile değil diğer kişiler ile konuştum, bana sabredip beklemem gerektiğini söylediler dedi. Diğer kişiler kimdi peki. Akla gelen isimlerin Sn Comolli ve yöneticiler sanırım.

Ferdi’nin aldığı cevap önemli, ancak bir oyuncunun hocası ile bu konuları konuşamayıp yukarı ile konuşması takım içindeki futbolcu teknik heyet ilişkisinin durumunu net bir şekilde ortaya koyuyor sanırım.

Peki yalnız Ferdi mi bu durumda, bence hayır.

Mesela maç içinde oyundan alınan Emre’nin ağızını okudunuz mu? Oyundan çıkarken gülerek bir kaç kelime döküldü ağızından Fenerbahçe yedek kulübesine doğru, çok enteresandı.

Dirar’ın Max Kruse ye çay yollayayım işareti de futbolcuların saha içi ruh halinin yansıması idi aslında. Bu durum geçen haftada vardı.

Geçen hafta H. Ali saha kenarına gelip uzunca bir süre hocaya ne yapmak istediğini soruyordu, hafta boyu yapılan antrenmanlarda anlamadığını orada anladı mı düşünmek gerek.

Biraz da olaylara oyuncu sağlığı ve teknik heyet tercihleri penceresinden bakalım.

H.Ali ve Vedat.

H.Ali nin sakat sakat oynatıldığını sağlık ekibine yakın kaynaklardan biliyoruz.Sakat sakat oynatılan H.Ali nin dayanma gücünün bu maça kadar olduğunu ve 3 hafta olmayacağını acı bir şekilde öğrenmiş olduk.

Gelelim Vedat’a.

Vedat’ın sakatlığının ciddiyeti herkesçe malumdu ve 5-6 hafta oynayamayacağını hepimiz biliyorduk. Kendisi de Göztepe maçına  ayağını sabit tutan bandajla çıktığını, çünkü ayaktaki dört bağın, ikisinin yırtık, ikisinin kopuk olduğunu kendisi beyan etti.

Peki gerek kendi beyanı, gerekse sağlık ekibinin oynayacak duruma olmadığını söylemesine rağmen kimi kurtarsın diye sahaya sürüldü Vedat. Fenerbahçe’yi mi? Ersun hocayı mı?

Maçta verilen kararlar ise tüm bu enteresan olayları gölgede bıraktı. Peki bu kararlar doğrumu yanlışımıydı? Tarafsız gözle izlerseniz tekrarlatılan penaltının, kurala göre bir kez daha tekrarlatılması gerektiğinden başka hatalı bir karar göremedim.

Bu maçta hakemi infaz etmek gerçekleri halı altına süpürmekten başka hiçbir işe yaramaz.

Geçen hafta Y. Malatya maçında (kurallara göre) isyan edilecek, tekrarlanmayan bir Fenerbahçe penaltısı vardı.Ama ne gariptir ki 6 gün önce yaşanan bu olayı kimse gündem yapmamış, kimse itiraz etmemiş, bir açıklama dahi yapılmamıştı. Peki neden bu hafta doğru kararlar verildiğinde geçen haftaki yanlışlar ve hatalar gündeme geldi?

Acı ama gerçek şu ki son 20 yılın en kötü 13. haftasını yaşayan (daha kötüsü geçen sezon) Fenerbahçe’nin oyun anlamında konuşabileceği hiçbir şey yok maalesef. Maç sonu röportajında hoca kendine gelecek tüm soruları da maç konuşacak, oyun konuşacak birşey yok diyerek savuşturdu.

Gelelim işin daha vahim olan yönetimsel boyutuna.

Geçen hafta Emre nin kaleci tarafından kural hatası vasıtası ile kurtarılan penaltısını tekrarlatmayan hakemler bu hafta doğru karar verip penaltıyı tekrarlattı.Ancak ne hikmetse geçen hafta hiç konuşulmayan yanlış karar bu hafta verilen doğru karardan sonra gündem oldu.

Semih bey maç sonu yine kibarca bireyler söylemeye çalıştı ama sanırım konuşmayı izlese, bizim gibi kendisi de tatmin olmaz ve beğenmez. Sonra kulübün resmi sayfasından Twitter’da bolca emojili paylaşımlar izledik tebessüm ederek.

Sayfayı yöneten admin arkadaş kim, hangi yaş aralığında bilmiyorum anak bu paylaşımlar sadece belli yaş aralığındaki genç arkadaşlara hitap ediyor maalesef. Amaçlanan bu ise yapılan doğru. Ancak Fenerbahçe’nin hakkını savunmanın yolu, yöntemi bu mecradan atılan bol emojili tweetler değil emin olun.

Kulübün acilen kurtulması gereken en önemli noktadır tweeter hastalığı.Tweeter dan kadro kurulmaz, tweetle kulüp hakkı aranmaz, kulüp yönetilmez.Tweeter daki ücretli tweet atan sanal hesaplar yüzünden teknik direktör getirilmez

Twitter ile teknik direktör getirip, gönderip bir noktaya gelinemeyeceğini iki yıldır net bir şekilde görüyoruz.

Lütfen bırakın sosyal medyadan kulüp yönetmeyi sayın başkan.Olmadı, olmuyor, olmayacakta.

Şimdi röportaj ile başladığımız yazımızı yine bir röportaj ile bitirelim.

Sn. Ersun Yanal maç sonunda ALİ gider, Mehmet gider, Ersun gider problem değil.Biz kendi içimizde hesaplaşırız dedi.

Peki bunu söylerken Ali ismini lafın gelişi mi söyledi, yoksa bilerek ve planlımı söyledi. Meslek hayatın bana verdiği tecrübe ile sizi temin ederim bilerek ve isteyerek söylendi.

Peki haklılık payı var mı? kesinlikle var.

Çünkü Ersun gitmez ise maalesef oklar sizi gösterecek Sn. Başkan.

Hoşça ve mutlu kalın.

* Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır.