Dün akşam Spor Toto Süper Lig’de 4. Haftanın kapanış maçında Lider Aytemiz Alanyaspor’a konuk olan takımımız, sezonun ilk mağlubiyetini yaşadı. Maçı izlemeyen, dinlemeyen ya da en azından Fenerbahçe’nin yediği golleri izlemeyenler 3-1’lik skoru gördüğünde muhtemelen şöyle düşünecek: “Aytemiz Alanyaspor Fenerbahçe’yi dağıttı” Halbuki, maça Kadıköy’de oynanıyormuş gibi başladık. Şimdi ‘ne diyor bu ya hu?’ demeyin. Amiyane tabiri ile ilk 20 dakika Alanyaspor’a top göstermedik. Topla oynama oranımız yine çok yüksekti. Alanyaspor maçın ilk düdüğü ile birlikte topa en önde basmaya başladı. Biz ise, neredeyse hiç hatasız pas oyunu ile topu rakip kaleye götürmeye çalışıyorduk.

Nitekim, bana göre ligin en üst düzey futbolunu oynayan takımımız, bu mücadelesinin meyvesini 39. Dakikada Tolga Ciğerci ile aldı. Attığımız gole dikkat ediniz, bir oyuncumuza 4 kişi birden baskı yapıyor. Bu baskıyı maçın başından beri yaptıklarını da hatırlatmakta fayda var. Biz ise bir mühendislik çalışması ile topu ceza sahasına taşıyoruz. Neticede, beklenen gol geliyor. Hem de Tolga Ciğerci’nin ayağından!

Sonra, ilk yarı bitmeden bir gol daha atsak acaba nasıl olur hesapları yaparken, zaman zaman oyun içinde kendini gösteren hatalardan biri daha yaşanıyor. Kalecimiz Altay Bayındır, bir sıçradı, iki sıçradı, üçüncüsünde yakalandı. Çok acemice yaptığımız bireysel hatalar, Aytemiz Alanyaspor adına artık kaçırılmayacak fırsatlara dönüştü. Oyun planını Fenerbahçe’nin yapacağı bireysel defans hataları üzerine kuran Erol Bulut’un öğrencileri, maç sonunda istediklerini almış oldu.

Erol Bulut çok akıllıca bir taktik ile, Fenerbahçe’nin defans hattındaki tornistan yapının çözülmesini sabırla bekledi. Biz ise Ersun Yanal’ın inadı yüzünden, hep tehlikeli ve gergin bir oyun kurma çabası içerisindeydik. Oyunu Kaleci Altay ile kurma sevdamıza birazcık ara verebilseydik, inanın bu maç böyle sonuçlanmazdı. Ersun Yanal’ın inadına yenildik. En azından Vedat gibi hava topuna hâkim bir santrafor oyunda iken ve skor avantajı bizde iken, vazgeç hocam bu sevdadan!

Bunun üzerine bir de oyuna doğru müdahalede bulunamayınca maçı geri döndürmek imkânsız hale geldi.

Tüh vah diyecek bir durumda değiliz, ancak kazanabileceğimiz bir oyunu bireysel olarak yapılan 3 hatadan kaybetmek de kolay iş değil doğrusu. “Acaba geçen sezon yaşadıklarımızı bu sezon da yaşar mıyız?” diye düşünmeden edemiyor insan. İnşallah bir daha o süreçleri yaşamayız. Hasan Ali, İsla ve Adil Rami’nin takıma gelmesiyle bu soruna da kalıcı bir çözüm bulmuş oluruz inşallah. Ayrıca koca bir sezonu tek sol bekle bitirmeyi düşünmek bence deli işi!

Büyük umutlarla transfer ettiğimiz Gustavo için şunları söyleyebiliriz: Temkinli, endişeli, agresif, tecrübeli. Ama bir Alex değil…

* Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır.